Tüm Çağdaş Sanat Müzayede Piyasasını Sadece 25 Sanatçı Oluşturuyor

images

29 Aralık 2017

Artnet Analytics ve artnet News’un birlikte yaptığı bir araştırmaya göre, savaş sonrası dönem ve çağdaş sanat müzayedeleri satışlarının %50’sinden yalnızca 25 sanatçı sorumlu. 2017’nin ilk altı ayında bu küçük grubun çalışmaları toplamda 1,2 milyar $’a satıldı ki bu dünya çapında yapılan 2,7 milyar $ değerindeki tüm çağdaş sanat satımlarının %44,6’sına denk geliyor.

Araştırmanın ortaya koyduğu veriler, sanat piyasasındaki pek çok kişinin zaten yapmış oldukları bir gözlemi doğruluyor: Gitgide zenginleşen alıcılar, gitgide küçülmekte olan markalaşmış sanatçıların eserleri için yarıştıklarından sanat piyasası yalnızca zirvedeki sanatçıların çalışmalarına odaklanır oldu. Hatta 25 sanatçının eserlerinin satımından elde edilen gelirin piyasadaki diğer sanatçıların kalan binlerce eserinden elde edilen gelire neredeyse eş değer olması durumun tahmin edilenden bile daha dramatik olduğunu ortaya koyuyor olabilir.

“Çağdaş sanat piyasası küçük bir grup sanatçının çok büyük bir piyasa payından sorumlu oldukları ve çok büyük bir sanatçı grubunun, çok küçük bir piyasa payından sorumlu oldukları “kazanan her şeyi alır” mantığıyla işleyen piyasaların başlıca örneği olsa gerek,” dedi Amsterdam Üniversitesi’nin sosyoloji ve antropoloji profesörü Olay Velthuis. Velthuis benzeri bir durumun atletler, oyuncular ve müzisyenler için de geçerli olduğuna dikkat çekti.

Üstünden kâr edilmesi mümkün olan bu 25 sanatçı arasında Andy Warhol, Roy Lichtenstein ve Cy Twombly gibi birinci sınıf Pop, Soyut ve Ekspresyonist sanatçılarla, hâlâ yaşamakta olan Gerhard Richter, Peter Doig, Christopher Wool ve Mark Grotjahn gibi isimler var. Listeye girmeyi başaran kadınlarsa Agnes Martin ve Yavoi Kusama’dan ibaret.

(Bu yazıda “savaş sonrası dönem ve çağdaş sanat” eserlerinden kastımız 1945’ten sonra yapılmış olan eserler ve yaptığımız analiz artnet’in 2017’nin ilk yarısında dünyanın dört bir yanındaki 420 müzayede evinden oluşan veri tabanı kullanılarak yapılmıştır. Veri öbeği bu dönemde satışmış olan 70.507 eserden oluşuyor.)

Source: artnet Analytics ©2017.

Top 25 sanatçının 2017 ilk yarısında gerçekleşen satış toplamları. Kaynak: artnet Analytics ©2017.

Piyasadaki zirve odağı geçen seneye nazaran daha uç bir noktada. Zira verilere göre 2016’nin ilk yarısında bu 25 sanatçı savaş sonrası ve çağdaş sanat piyasası satışlarının yalnızca %37,4’ünü oluşturuyordu, bu da toplam satışların ciddi porsiyonunu oluşturmakla birlikte bu seneden %7,2 daha düşüktü.

Source: artnet Analytics

Kaynak: artnet Analytics

YENİ BİR DÖNEM

İşler hep böyle değildi. Söz konusu sanatçıların yüksek kaliteli eserler piyasasında egemenlik kurmuş olmadıkları bir dönem de vardı. Örneğin 1980’lerde koleksiyonculuğa yeni soyunan bir sınıf, son müzayedelerin seçme ödüllerinden ziyade ana piyasadaki yeni sanat eserlerini – mesela Jeff Koons, Cindy Sherman ve Gerhard Richter gibi isimlerin çalışmalarını – almaya odaklanıyorlardı.

Lakin 2000’de ve 2008’de görülen ekonomik çöküşleri takiben “Perakende satışa ve kendini kanıtlamış üstatlara kesin bir geçiş olduğu gözlenildi,” dedi Art Agency Partners’ın kurucularından, Sotheby’s’in küresel güzel sanatlar bölümünün yönetim kurulu üyelerinden Allan Schwartzman.

Bu geçiş, müzayede dünyasına yeni bir soluk getiren Asya’daki, Doğu Avrupa’daki ve Basra Körfezi Bölgesi’ndeki aşırı zengin koleksiyoncuların sanat piyasasına atılmalarının bir sonucu. “Bu yeni alıcıların birçoğu piyasaya kendi nesillerinden sanatçıların eserleriyle değil de en önemli sanatçıların, en önemli eserleriyle giriş yaptılar,” dedi Schwartzman.

Veriler bu gözlemi de doğruluyor. 2007’nin ilk yarısında yani bu yeni koleksiyoncular piyasaya akın ederlerken ve marka isimlere olan odak had safhaya ulaştığında söz konusu 25 isim, gerçekleşen müzayede satışlarının %48,8’ini oluşturuyordu ki bu bugün oluşturdukları yüzdeden pek de farklı değil.

KAZANANLAR V KAYBEDENLER

21.yy piyasa dinamiğinin kazananlarının ortak noktaları neler? Bu büyük ihtimalle kimseyi şaşırtmayacak ama bu sanatçıların çoğunu beyaz erkekler oluşturuyor. Sanatçıların 13’ü yani neredeyse yarısı Amerikalı.

Bu istatistikler Phillips’in 20.yy ve çağdaş sanat bölümünün başı olan Scott Nussbaum’u bir hayli şaşırttı. “Piyasanın son on yıldır nasıl büyüdüğünü göz önünde bulundurunca artık farklı ırklardan sanatçılara, kadın sanatçılara, büyürken isimlerini hepimizin bildiği tarihi künyenin dışında kalan sanatçılara daha açık olmasını beklerdim,” dedi Nussbaum. “Ancak bu istatistikler durumun aslında tam tersi olduğunu ortaya koyuyor.” Nussbaum 2007’deki, 2016’daki ve 2017’deki listelerdeki kadın sanatçı sayısının hep iki, Afrikalı-Amerikalı sanatçılar sayısının da daima yalnızca bir (Jean-Michel Basquiat) olduğuna dikkat çekiyor.

Courtesy Phillips

Kaynak: Phillips Müzayede

25 sanatçının demografik benzerlikleri haricindeki bir ortak noktaları da hepsinin anında tanınabilir bir stili olması ki bu da eserlerinin cazip ganimetlere dönüştürüyor. “Pek çok koleksiyoncu için önemli olan meslektaşlarının ellerindeki çalışmaların kime ait olduklarını anlayabilmeleri – bu da ancak küçük bir grup sanatçıyla mümkün,” diyor Velthius.

Aynı şekilde seçilen sanatçıların çoğu – örneğin Warhol, Rauschenberg ve Richter gibileri- kariyerleri boyunca neredeyse sayısız eserler ortaya koymuş kişiler. “Elinizde her eseri oldukça yüksek fiyatlara satan ve ömrü boyunca inanılmaz bir eserler kütlesi ortaya koymuş bir sanatçı olduğunda söz konusu ismin listenin başına geçmesi kaçınılmaz,” diyor Nussbaum.

Gene de son on yılda değişen hiçbir şey yok denemez. 2016’da ve 2017’de listeye Keith Haring ve Jean Debuffet gibi yeni isimlerin eklenmiş olması piyasanın zaten kendini kanıtlamış favorilere olan ilgi azalmaya başlarken geçmişte gözden kaçırılan yeteneklere ne kadar açık olabileceğini ortaya koyuyor. Aynı şekilde 2007’de ve 2017’de Lucian Freud ve Jasper Johns gibi isimlerin listeden çıkmış olmaları bu sanatçıların piyasalarının zayıfladığı anlamına gelmiyor, daha ziyade zirvede el değiştiren daha az eserleri olduğuna işaret ediyor.

Aslına bakarsanız günümüzün müzayede piyasasının zirvesine kimin tırmanacağı uzmanların yorumlarından ziyade arz-talep ile bağlantılı. Artnet’in verilerini inceleyen J.P. Morgan Varlık Yönetimi’nin strateji uzmanı Benjamin Mandel 2016’nın ilk yarısıyla, 2017’nin ilk yarısı kıyaslandığında satılan parçaların sayısında %17’lik bir düşüş görüldüğüne ama satılan parçaların fiyatlarında da %25,6’lık bir artış görüldüğüne dikkat çekti ve bu durumu “kafa karıştırıcı bir dinamik” olarak tanımladı.

“Normalde güçlü bir talep olduğunda artan satılan malların miktarıdır,” çünkü piyasa alıcıların arzularına tepki veriri, dedi Mandel. Ne var ki bu durumda “alım miktarı düşmüş ama fiyatlar artmış.”

Bu manzara, diyor Mandel, zirve odaklı savaş sonrası dönem ve çağdaş sanat piyasasını son zamanlarda şekillendirenin mevcut malların azığı olduğunu gösteriyor. Gerçek şu ki ortada var olan talebi karşılayabilecek kadar eser yok. Bu da piyasaya girmeyi başaran zirve sanatçıların eserlerini fiyatlarının gitgide ve gitgide artmasına yol açıyor.

Tabii, yalnızca kamuya açık müzayedelerin zirve satışlarına bakmak genel piyasanın kapsamlı bir tablosunu görmemize mâni olur. 20 milyon $’a satılan tek bir önemli tablo, onu yapan sanatçıyı 25 listesine sokmaya, sanatçının diğer eserlerinin fiyatları gökyüzüne doğru tırmanmasa bile, yeter. Kaldı ki bu verileri bildirenler müzayede evlerinin kendilerinin olduğu ve bu müzayede evlerinin küçük bir kısmının – özellikle de Çin’dekilerin – son fiyatları tamamıyla ödenmemiş çalışmaların satımını, o fiyatlar ödenmiş gibi duyurdukları unutulmamalı.

Bu istatistikler müzayede evlerinde ve galerilerde özel olarak satılan ve çağdaş sanat piyasasının önemli bir kısmını oluşturan eserleri kapsamıyor. Schwartzman’a göre ana piyasada sergilerde tüm eserlerini düzenli olarak satan ama buna nazaran müzayede performansları yalnızca daha az değer gören eserleri müzayede evlerine düştüğünden o kadar da parlak olmayan sanatçılar da var. (Buna örnek olan Kai Althoff’u gösteriyor mesela.)

Unutulmaması gerek bir diğer gerçek peşine düşülen Jasper Johns gibi sanatçıların önemli eserleri son birkaç yıldır piyasaya düşmediklerinden müzayede piyasasındaki veriler özel piyasadaki verilere uymuyor olabilir.

“Sahada piyasanın yönünü belirleyen ama Jasper Johns’dan haberleri olmayan yeni oyuncular var,” diyor Schwartzman. “O halde bir sonraki Jasper Johns ortaya çıktığında ne olacak? Büyük ihtimalle eserleri göreceli olarak mütevazi fiyatlara satılacak çünkü dedikodulara karşın ana piyasada kanıtlanabilir bir alım-satım dökümü olmayacak.”

Yapılması gerek bir diğer uyarı şu: Sanatçılar bu devasa müzayede satışlarından genellikle doğrudan kâr etmezler – asıl kârı koleksiyoncular elde ederler. “Söz konusu sanatçılar hâlâ hayattalarsa en iyi ihtimalle yapılan satıştan minik bir yüzde alırlar ama çoğunlukla ellerine bu bile geçmez,” diyor Velthuis.

Küçük bir sanatçılar grubunun müzayede satışlarının gitgide büyüyen bir kısmına hâkim olmaya devam edip etmeyecekleri sorusunun cevabı daha da önemli bir sorunun cevabına bağlı. “Bu, var olan eşitsizlik modasının devam edip etmeyeceğine bağlı… Ve gelir ve zenginlik eşitsizliğinin değişip değişmeyeceğini söylemek çok zor,” diyor Mandel.

Piyasadaki birtakım oyuncular bu zirve odaklı dinamiğine eninde sonunda daha dengeli bir şeye dönüşeceğini umuyorlar. “Piyasada bu 25 ismin dışında pek çok harika sanatçının listedeki sanatçıların eserleriyle yarışabilecek kalitede eserleri var,” diye ekliyor Scwartzman. “Var olan mallar azaldıkça ve iyi sanat eseri arayan koleksiyoncuların sayısı arttıkça başka sanat eserlerinin de piyasada hak ettikleri yerleri almaya başlamaları muhtemel.”

Kaynak: artnet NEWS

Çeviren: Zeynep Şen

Güncel Öne Çıkanlar