Dubai’Yi Petrolden, Sanata Taşıyan Adam

images

5 Ocak 2018

Uluslararası sanat portalı artsy yazarlarından Coline Millard, Dubai'nin en büyük sanat galerileri bölgesi "Alserkal Meydanı"nın geliştiricisiyle bir söyleşi gerçekleştirdi. Metin: Coline Millard / Artsy, Çeviren: Zeynep Şen / salonantik.com

 

Gayrimenkul geliştiricisi, Dubai’nin galeriler bölgesi Alserkal Bulvarı’nın hamisi Abdelmonem Bin Eisa Alserkal’ı tanımlamanız istenirse en sık kullanacağınız kelimeler “iyi niyetli” ve “mütevazi” olacaktır. Bu oldukça sıra dışı bir durum: Kapalı kapıların arkasında dedikoduları yapılan aşırı zengin ve güçlü kimseler hakkında genelde bu kadar nazik sözler söylenmez çünkü. Buna karşın Alserkal kibirli sanat dünyasında kalabalığın arasından sıyrılıp ayrıcalıklı bir duruş sergilemeyi başarmış birisi.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin en çok konuşulan kültürel merkezlerinden biri olan Alserkal Bulvarı’nın başarısında Alserkal’ın yumuşak başlılığının ve düzenli desteğinin tartışmasız bir payı var. Dubai’ye yaptığım seyahatte bir çalışanıyla kahve içerken bu kadar “iyi niyetli” biri için çalışmanın herkesi daha da çalışkan olmaya ittiğini öğrendim. “Komünite” sağda solda devamlı savrulan bir kelime olsa da (özellikle de yatırımlarına bir insan değeri eklemek isteyen mekân yaratıcıları söz konusu olduğunda), Bulvar’daki galerilerin çalışanları ya da galeri sahipleriyle biraz vakit geçirdiğiniz takdirde burada gerçekten yaratıcı bir komünitenin kendilerine bir yuva kurduklarını görebilirsiniz.

Alserkal Bulvarı 2007’de, Dubai’den arabayla yirmi dakika mesafede, şehrin güneyindeki Al Quoz endüstri bölgesindeki eski mermer fabrikasının bulunduğu iş yeri depolarının orada kuruldu. Bundan bir sene sonra Khaled ve Hisham Samawi’nin yaratıcısı olduğu ve Şam’da 2006’da açılan Ayyam Galeri’si bulvarın sunduğu geniş alanların cazibesine kapılarak Alserkal’a taşındı. Ayyam Galerisi’ni Carbon 12, Green Art Galerisi, Isabel van den Eynde ve Lawrie Shabibi çok geçmeden takip etti. Abu Dhabi, Saadiyat Adası’nda açılan Louvre’u dünyada müze denince akla gelen ilk adreslerden biri haline gelmek için harıl harıl çalışadursun, Dubai kendini tamamen işine vermiş. Sanat dünyasında şehir bölgenin sanat piyasasının merkezi olarak biliniyor, Alserkal Bulvarı da yöredeki en yoğun galeriler topluluğuna sahip alanı oluşturuyor.

Portrait of Abdelmonem Bin Eisa Alserkal standing outside of the OMA-designed space, Concrete, on Alserkal Avenue, Dubai, by Anna Maria Nielsen for Artsy.

Abdelmonem Bin Eisa Alserkal, Alserkal Meydanı'ndaki OMA tarafından tasarlanan "Concrete" binasının önünde. Görsel: Artsy için Anna Maria Nielsen.

2000’li yılların başlarında mahallenin adını dahi duyan yoktu. Dubai’ye ilk gittiğimde, yani 2013’te Alserkal Bulvarı’nın nerede olduğunu taksi şoförleri bile bilmiyordu. Çocukluğunun Al Quoz’unu anlatan Art Dubai direktörü Myrna Ayad “Oraya gitmek için bir sebep yoktu,” dedi. “Orada yapacak hiçbir şey yoktu.” Ne zaman ki mahalleye küçük bir sanat grubu kök saldı, o zaman Alserkal organik bir şekilde büyümeye başladı.

Bulvarda 2009’da bir yer kiralayan Carbon 12’nin kurucusu ve yardımcı yöneticisi Nadine Knotzer “Melektaşlarımızı buraya taşınmaya teşvik ettik,” dedi. “(O zamanlar) Buraya gelip, Harika, burası galerilere çevrilecek, diyen yoktu. Alserkal kimsenin aklındaki çerçeveye sığmıyordu.” Lakin bölgede kritik bir galeriler kütlesi oluşmaya başladıkça Alserkal Dubai’nin yeni doğmuş kültürel sektörü için bir nevi kuvözü aktif bir şekilde kurmaya girebileceğini fark etti. “Neden galerilerden ve yaratıcı iş yerlerinden oluşan bir yer ya da komünitemiz olmasın ki diye düşündüm,” dedi kasım ayında bulvarda benimle buluşan Alserkal. Böylece de doğal bir şekilde başlamış olan bu girişim dikkatlice planlanan bir ekosisteme dönüştü. Bölge gerçekten de takdire şayan bir gelişim geçirdi.

2012’de bulvarı ilk ziyaret ettiğimde tek görebildiğim çoğunluğu terk edilmiş olan sıra sıra, metal kaplı, hepsi birbirinin aynı, biraz da korkutucu duran depolardı. Bu bölge beş yıl kadar kısa bir sürede artık neredeyse Dubai’nin 163 katlı gökdeleni Burj Khalifa kadar tanınır olan bir merkeze dönüştürüldü. Mahall 16 galeriden – ki bunların içinde Leila Heller ve The Third Line gibi sektör liderleri de var – ve tasarım dükkânlarından, çikolata yapımcılarına kadar 40’tan fazla yaratıcı iş yerinden oluşuyor. Kaldırım boyunca Salsali Özel Müzesi ve Jean-Paul Najar Derneği gibi özel müzelerle de karşılaşmak mümkün. Kafeler Apple cihazlarıyla oyalanan, saksılar arasına yerleştirilmiş sandalyeler arasına kurulmuş gençlerle tıklım tıkış. Son seyahatimde galerilere uğradığımda gördüğüm ziyaretçi kalabalığı mütevazi olsa da New York veya Londra’da göreceğiniz kalabalıktan aşağı kalır yanı yok.

Görsel sanatların Arserkal’in hayatında hep özel bir yeri olmuş. Çocukken babasının İslam sanatı ve Batı şaheserleri üzerine kitap koleksiyonunu incelemeye bayılırmış Alserkal. Mesela okuma-yazmayı öğrenmeden önce bu resimli kitapların görsellerini inceleyerek vakit geçirdiğini çok net hatırlıyor. Kültürle bu kadar içli dışlı bir iş adamının tam bir sanat hamisine dönüşmesi belki de kaçınılmazdı.

Alserkal artık dünyanın British Museum, Tate ve Guggenheim gibi birçok önemli sanat enstitüsünün sanat eserleri alımı komitelerinin bir parçası. Ama her şeyden önce kendi evinde bir sanat hamisi. İki yıl önce bulvar Alserkal Programming adlı kendi, kâr amacı gütmeyen, sohbetler, film gösterimleri düzenleyip sanatçılara dönüşümlü olarak komisyonlar veren ve bundan doğan eserlerin çoğunu bulvarın halka açık mekânlarında sergileyen bir organizasyon başlattı.

Portrait of Abdelmonem Bin Eisa Alserkal standing outside of the OMA-designed space, Concrete, on Alserkal Avenue, Dubai, by Anna Maria Nielsen for Artsy.

Abdelmonem Bin Eisa Alserkal, Alserkal Meydanı'ndaki OMA tarafından tasarlanan "Concrete" binasının önünde. Görsel: Artsy için Anna Maria Nielsen.

Betondan yapılmış, 600 metre karelik kübik bir mekân olan Rem Koolhas’ın iş yeri OMA Alserkal Bulvarı’na şu ana dek yapılan en çarpıcı eklenti olsa gerek. Binanın açılışı bu senenin başlarında yapıldı ve artık tüm kompleksin odak noktası olarak işliyor. Yıldız mimarın Birleşik Arap Emirlikleri’nde yaptığı ilk yapı olan OMA geçtiğimiz gün Filistinli mimar-tasarımcı Elias ve Yousef Anastas’ın stüdyoları AAU ANASTAS’ın elinden çıkma muazzam bir sergiye ev sahipliği yaptı.

“While We Wait” (Biz Beklerken) adını taşıyan sergi Batı Yakası ile Kudüs arasında yemyeşil bir vadi olan Cremisan Vadisi’nde yapılabilecek, yaratıcı bir taş tasarımı, geleneksel mimariyle karıştıran bir meditasyon alanının nasıl olabileceğini keşfe çıkıyordu. Bu sergi vesilesiyle sergiyi komisyon eden Victoria and Albert müzesi ile bulvar tarihte ilk defa iş birliği yapmış oldular. Bulvarın diğer kâr amacı gütmeyen eklentilerinin arasında Birleşik Arap Emirlikleri’nde yaşayan genç profesyonellerin Venedik’tek Peggy Guggenheim Koleksiyonu’nda çalışmalarına olanak tanıyacak için hırslı bir staj programı da var.

Dubai, Birlşik Arap Emirlikleri’nin geneli gibi bir tezatlar diyarı. Burada konuştuğum gençlerin birçoğu eski dünyanın çöküşte olduğu ama Birleşik Arap Emirlikleri’nde fırsatların bol olduğu konusunda hemfikirler. Ülkenin yöneticileri ekonomilerini (belki de piyasa son birkaç yıldır çok çalkantılı olduğundan) petrol bağımlılığından uzaklaştırıp çeşitlendirmeye karar verdiler ve bu çabaları doğrultusunda çareyi turizmde arayarak sonsuz gibi duran kaynaklarını Abu Dhabi’deki Saadiyat Adası’nın gelişimine yatırdılar. Leonardo da Vinci’nin rekor kırarak 450 milyon $’a satılan Salvator Mundi’si adanın koleksiyonun eklenen en yeni eser olarak kısa bir süre önce açılan Louvre Abu Dhabi’de sergilenecek.

İnovasyon hızla Birlşeik Arap Emirlikleri’nin imzası haline geliyor. Geçtiğimiz gün ülkenin yeni Yapay Zekâ, Mutluluk, Tolerans, Gelecek ve Gençlik bakanları atandı. Bundan bir önceki Gençlik Bakanı pozisyonuna 2016’da daha yalnızca 22 yaşındayken getirilen ve böylece dünyadaki en genç bakan unvanına kavuşan Shamma bint Suhail Faris Al Mazrui idi.

Ülkede açılacak bir diğer müze ön görüsel tasarım prototiplerinin sergileneceği Gelecek Müzesi. Emirlik aynı zamanda Elon Musk’ın hayalini kurduğu çağ ötesi tren Hyperloop’un yapılıp yapılamayacağını incelemekte. Tren projesini hayata geçirmeyi başardıkları takdirde araç önümüzdeki beş sene içinde yolcularını Dubai’den, Abu Dhabi’ye saatte 745 mil giderek tam 12 dakikada ulaştırabilecek. 

Birleşik Arap Emirlikleri ne kadar ileri dönük olursa olsun hâlâ Güneydoğu Asyalı alt sınıfın hayatı, parıltılı otelleri ve hızlı arabalarıyla bilinen Dubai’de yaşayan üst sınıfın hayatından çok farklı olduğu bir monarşi. Ülkede politik partiler kurulamadığı gibi Şeriat yasaları uyarınca eşcinsellik de kürtaj da (birkaç tıbbi istisna müstesna) yasalar aykırı. Basın özgürlüğü da ülkede Louvre Abu Dhabi’nin açılışında iki İsviçreli gazetecinin başına gelenlerden de görülebildiği gibi kısıtlanan bir olgu.

Portrait of Abdelmonem Bin Eisa Alserkal on Alserkal Avenue, Dubai, by Anna Maria Nielsen for Artsy.

Abdelmonem Bin Eisa Alserkal. Görsel: Artsy için Anna Maria Nielsen.

Alserkal Bulvarı’nın bu karmaşık ekosistemde kendine biçtiği öncü yaklaşım aslında Alserkal ailesinin girişimci geleneklerine son derece uyan bir şey. Alserkal ailesi geçmişte İngilizlerin Birleşik Arap Emirlikler’ine Özgü Şeyhlikleri’nin (1820’de kurulan, Birleşik Arap Emirlikleri 1971’de kurulduğunda son bulan bir sömürge) temsilcisiydi ve bu görevi 20.yy’ye kadar devam ettirdi. Dubai’deki ilk arabayı (Ford, T Model) da ilk buhar motorlu aracı da Alserkal ailesi aldı. Alserkal’ın büyükbabası 1960’da Birleşik Arap Emirlikleri’nin ilk telekomünikasyon firması olan Dubai State Telephone Company Limited’in kurulmasına yardımcı oldu. Aynı şekilde ilk elektrik jeneratörünü ithal edip “insanlardan ampul başına bir ücret talep ederek” elektrik dağıtımını üstlendi, diye açıkladı Aserkal gülerek.

“Tarihte girişimciliğini çeşitli şekillerde sergilemiş ve şu anda önemli bir amaç olan sanat ve kültüre hizmet eden bir ailemiz olduğu için çok şanslıyız,” diye devam etti sözlerine. Alserkal çağdaş sanata olan tutkusunu 1990’larda işletmecilik okuduğu San Diego, Kaliforniya’da keşfetti. Bir gün yapmak istese de şimdilik koleksiyonculuk yapmayan Alserkal, bulvardaki galerilerden asla uzak kalmıyor. Düzenlenen tüm sergilere geliyor. Sanat fuarlarına gittiğinde “kendi” galerilerinin stantlarına muhakkak uğruyor, satıcıları her fırsatta verdiği lüks akşam yemeklerine davet ediyor ve onlar bulvarı ziyaret eden müze gruplarıyla tanıştırıyor.

“İşin başından beri tam bir centilmendi,” dedi Carbon 12’den Knotzer.

Ne var ki Dubai kendine dünyanın ana sanat merkezleriyle yarışabilecek bir şehir gözüyle bakmaya başlamadan önce kat etmesi gereken çok uzun bir yol var. Knotzer bölgedeki ciddi koleksiyoncuların sayısının “10 kadar” olduğunu düşünüyor. Art Market Monitor’ın 2017’de çıkan, Clare McAndrew’un Art Bael ve UBS yardımıyla yazdığı raporuna göre Orta Doğulu koleksiyoncular zirvedeki müzayede evlerinin müşterilerinin yalnızca %2’sini oluşturuyor. Yerel alışveriş söz konusu olduğunda orta büyüklükteki piyasalar ülkede yaşayan ve genellikle birkaç sene içinde kendi ülkelerine geri taşınan yapancılara yükleniyorlar.

Dahası ülkede “ciddi bir sanat yayıncılığına ihtiyaç var”, özellikle de Arapçada, diyor Jameel Sanat Merkezi’nden Birleşik Arap Emirlikleri’nin ana akım medyasındaki sanat haberlerinin azlığını yeren Carver. Dubai’nin uluslararası üne sahip bir çağdaş sanat müzesi olmamasından birçok kişi şikayetçi. Aynı şey Art Dubai’den Ayad’ın da başına gelmiş olmalı zira bu eleştirileri duymaktan bıkmış usanmış artık.

“Bugüne dek böyle bir müze olmadan iyi idare ettik,” dedi Ayad. “Bu ülke 1971’de birleşti ve o zamandan bu yana başardığımız şeyler gerçekten de hayret verici.”

Sanat fuarımız, galeriler ve Alserkal böyle çalışmaya devam ettiği ve kültür emirliğin ekonomik çeşitlilik planlarında başı çekmeye devam ettiği sürece sanat sahnemiz de büyüdükçe büyümeye devam edecek. Katı gelenekler ve inovasyon arasında sıkışıp kalmış olan bu ülke için sanat dünyası ve bu dünyanın küresel bakış açısı hayati önem taşıyor.

“Dünyada olan her şeyi düşününce hepimizin bir araya gelip tartışabileceği tek masa sanat ve kültür masası,” dedi Alserkal. Kendisinin bu masada aydın bir ev sahibi olduğu inkâr edilemez.

Ana Görsel: Abdelmonem Bin Eisa Alserkal OMA tarafından tasarlanan "Concrete" binasının önünde. Görsel: Artsy için Anna Maria Nielsen

Güncel Öne Çıkanlar

  • MİLYARDER FİNANS UZMANININ KOLEKSİYONUNDAKİ ANTİKALARA EL KONULDU
    New York Times’da çıkan bir habere göre Manhattan başsavcılığının ofisinden araştırmacılar yatırım fonu milyarderi Michael Steinhardt’ın koleksiyonundan çalıntı olduğunu düşündükleri en az dokuz çalışmaya geçtiğimiz cuma günü el koydular.
    16 Ocak 2018
  • NEW YORK ANTİKACISINA BASKIN
    New York polis teşkilatı tarafından son zamanlarda artırılan antika baskınları sürüyor. Zira, geçtiğimiz günlerde New York merkezli Phoenix Güzel Saantlar isimli antika galerisinde altı antika parçaya kaçak oldukları gerekçesiyle el koyuldu.
    15 Ocak 2018